logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 11-24-2017
Saat: 12:29

Medyumumut,medyumlar,medyum,Sihir ,Cin,Tedavisi,bedava bakım

aşk büyüsü,aşk büyüsü nasıl yapılır,aşk büyüsü yapma,aşk büyüsü yaptırmak istiyorum,aşk büyüsü çeşitleri,büyü,büyü bozma,büyücü,büyü nasıl bozulur,büyü nasıl yapılır,büyü nedir,büyü yapan,büyü yapma,büyü yapmak,büyü çeşitleri,en iyi medyum hoca,a,özel dualar
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

POPÜler YAZILAR

SON YORUMLAR

You are here: Home » Blog » Archives for büyü bozma
yazarYazar: MedyumUmut | tarihTarih: 14 Kasım 2017 / 13:46

CİNLERLE TEMAS
cinlerİnsanlar cinlerle iki şekilde temasa geçebilirler. Bunlardan birincisi kendi irade ve istekleriyle olur ve bu temas “RİYAZAT” olarak adlandırılır. Diğer yöntem ise insanın kendi hatasından kaynaklanan ve istenmeyerek gerçekleşen temas şeklidir.
Riyazat, belirli kuralları olan, gündüzleri oruçlu olarak geçirilen, sürekli belirli ayetlerin tekrarlandığı, hayvansal hiç bir gıdanın tüketilmediği ve tek başına yarı aydınlık odada geçirilen bir süreçtir. Bu süreç boyunca kişi öncelikle nefsini ve bedenini temizleyerek terbiye eder.
Riyazatın son dönemlerinde kişi boyut değiştirmeye başladığında cinler tarafından bazı testlerden ve aldatmalardan, korkutmalardan geçirilir. Buna tahammül ve irade gösteren kişi sürecin sonunda artık boyut değiştirerek cinlerle temasa geçebilecek duruma gelmiştir.
Cinlerle temasa geçebilme yeterliliğine gelmiş bir çok kişinin aklî dengelerinin bozulduğu bilinmektedir. Bu nedenle; iradesi, cesareti ve yeterliliği olmayan kişiler tarafından denenmesi halinde sakıncalar doğurabilir. Cinlerle yapılan bu görüşme gözle algılanabilecek bir durum değildir. Başka bir ifadeyle, pencere veya kamerayla riyazatın sonundaki cin görüşmesini görüntülemek ve görmek mümkün değildir. Bu hâl kişiye özeldir ve sadece kişinin kendisiyle ilgilidir.
Yine bu görüşme dünya gözüyle değerlendirildiği gibi net ve berrak değildir. Yarı sisli ve kapalı bir görüntüdür ve iletişim sözlerle değil manevi güçle kurulur. Kelam konuşulmaz.
Medyum Umut
Cinler insan şekline bürünebilir ve kişiye görünebilirler. Cinler insan veya hayvan şekline girdiklerinde aşırı enerji harcarlar ve yorulurlar. Burada boyut değişimi söz konusu olduğundan bu görünüm uzun süre devam etmez ve çok kısa sürer. Zira sürenin uzatılması halinde cin aşırı enerji ve yorgunluk nedeniyle hayatını kaybedebilir.
Bu nedenle cinlerin insan şeklinde görünmeleri çok nadir rastlanan bir durumdur. Genelde korkuları olan kişilerin gözlerine olan görünme cin görünmesi ile aynı değildir. Karıştırılmaması gerekir.
Cinlerin insan şeklinde görülmeleri için sebepler olmalıdır. Durup dururken insan boyutuna geçmezler. İnsan olarak görünmeleri için ya yaşadıkları alan ihlal edilmiş olmalıdır ya da davet olmalıdır. Konunun daha fazla detaylarına girmeden bilinmelidir ki her canlı kendi boyutuna aittir ve kendi mekanında yaşamalıdır.
Cinler hayvan şeklinde de görünebilirler. Bu insan olarak görünme durumundan daha fazla karşılaşılan bir durumdur. Cinler genellikle yılan, fare, kedi, köpek, keçi, akrep, böcek şeklinde görünürler. Bu hayvanların görüldüğünde öldürülmesi doğru değildir. Öldürülmesi halinde öldüren kişi veya yakınlarına cinlerin musallat olma ihtimali yüksektir. Cinlerin musallat olma yolundaki davet yöntemlerinin en bilineni budur.
Ancak, bu hayvanların tamamının cin olması elbette düşünülemez. Ama böyle bir riskin var olduğunu bilmemiz gerekir. Evlerimiz veya bahçelerimizde gördüğümüz bu hayvanlardan kurtulmak için Allah’ın adıyla bu mekanı terketmesi istenmeli ve yüksek sesle ifade edilmelidir. Bu hayvan kendiliğinden mekanı terk ederse cin olduğu düşünülmelidir.
Ebû Sâid’den (R.A.) yapılan rivayette, Resûlüllah’ın (S.A.V.) şöyle buyurduğu belirtilmiştir:
“Şüphesiz ki sizin evlerinizde yaşayan yılanlar vardır. Onları üç defa uyarınız (ev halkına görünmemeleri ve rahatsız etmemeleri hususunda). Ondan sonra tekrar size görünürlerse öldürünüz.”
Bizim boyutumuzda doğrudan cinleri gören tek canlı hayvanlardır. Ancak her hayvan cinleri göremez. Özellikle kedi, köpek, at, eşek, koyun, keçi ve kuşların cinleri gördüğü bilinmektedir. Cinler hiç bir şekilde hayvanlara zarar vermez ve musallat olmazlar.

yazarYazar: MedyumUmut | tarihTarih: 14 Kasım 2017 / 13:41

CİN NEDİR
cinlerCin anlam olarak, “örtülü” ve “gizli”, terim olarak ise, insanın 5 duyusuyla idrak edilemeyen, ama insanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulunan, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan ve mümin ile kafir gruplardan oluşan bir varlık türü anlamına gelmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de “CİN” kelimesiyle, toplumumuzda ise bölgesel olarak farklı isimlerle adlandırılan ancak gerçekte normal insanlar tarafından görülemeyen varlıklardır. Bu da, cinlerin duyu organlarından gizlenen bir varlık olduğunu ortaya koymaktadır.
Hücresel yapılardan daha fazlasına etki edebilecek özelliklerle donatılmış ve Kur’an-ı Kerim’e göre “DUMANSIZ ATEŞTEN“, ya da bugünün deyimiyle mikrodalgadan yaratılmış tam olarak insan bilgisinin kesin olarak tanımlamakta zorlandığı ancak varlıklarından şüphe edilmeyen Allah’a ibadet noktasında insanlarla bir tutulan ve sorumlulukları olan varlıklardır.
Medyum Umut
Cinler, orijinleri NUR denilen kuantsal enerjinin mikrodalga enerji şekline dönüşmesiyle meydana gelmiştir. Bilinç mükemmeliyeti olarak, evrende “İNSAN” dan sonra gelmektedir. Karakter olarak insandan daha zayıf bir yapıya sahiptirler. Olumsuz olarak adlandırılan davranışları çokça ortaya koymaya yatkındırlar ve genellikle bu çeşit işlerle uğraşırlar. Ancak buna rağmen içlerinde, iyileri, dine bağlı olanları ve hatta ender de olsa evliyaları vardır. En büyük özellikleri ve eğlenceleri, insanların zayıf taraflarından faydalanarak, uygun olan yapıları dolayısı ve sebebiyle, onları kendilerine bağlı kılmak, istediklerini yaptırmak, adeta kulları olarak kendilerine hizmet vermelerini sağlamak, taptırmaktır. Çağdaş verilerle bugün değerlendirebildiğimiz ancak ne var ki, 1.400 den fazla sene önce Kur’an’da mucize olarak yaratılmışlar şöyle açıklanmıştır:
Kuantsal kökenli bilinçli varlıklar … Nurani olanlar ……….. MELEKLER
Mikrodalga kökenli bilinçli varlıklar … Ateş yapılar ……….. CİNLER
Moleküler kökenli bilinçli varlıklar … Biyolojik bedenliler … İNSANLAR
Bunların her biri yaşadıkları boyutun kapsamı ve gücü itibariyle diğerini istediği gibi yönlendirebilecek güce sahiptir. Kuantsal kökenli melekler, hem cinler ve hem de insanlar üzerinde etkileme mekanizmasına sahipken; cinler, insanları bir dereceye kadar yönlendirmede yeteneklidirler. “Cinler“, Kur’ân anlatımıyla “MA’RIC” ve “Semum Ateşten”, yani “Biyolojik bedene tesir edip, radyasyon zehirlenmesi meydana getiren mikrodalga” bedene sahiptirler …
Bizim ahiret alemi, ruhlar alemi, berzah alemi dediğimiz âlemler hep aynı mikrodalga boyut olup; insan ruhları dahi gerçekte mikrodalga bedenlerdir. Cinlerin insan beynini mikrodalga impalslar yollayarak etkileme yolları dışında, bir nesneyi hareket ettirme veya yakma gibi özelliklerine de sahiplerdir.
Kur’an’da iki yüzden fazla ayetler cinlerin yaratılışından varlığından insanlardan önce yaratıldığından bahseder ayrıca özellikle Kur-an’ın 72. suresi olan 28 ayetten müteşekkil “Cin Suresi” hep cinlerden bahseder. Bu bakımdan mutlak bir varlık olarak cinlerin inkarı İslam inancına göre mümkün değildir. Pozitif ilim de cinlerin varlığını ve görünmez olduklarını kabul etmektedir.
Medyum Umut CİNLERİN TARİHİ VE YAŞADIKLARI YERLER
Cinlerden başka yaratılmış yaratıklarda vardır. Bunların kimilerinin insanların içine karışmaları Süleyman (A.S.) zamanında yasaklanmıştır. Bunların bazıları eskilerin “Dev” dedikleri İfritler ve cazılardır. Cinler insanlara yakın olan yerlere yerleşmişlerdir. Kimi zaman açıktan insanlarla konuşup görüştükleri bilinmektedir. Çok hızlı hareket kabiliyetlerinden dolayı insanlara uzaktan haberler verebilmekte hatta semadaki Meleklerden bazı sözleri işitip bunları insanlara söylemekteydiler. Kahinler buradan türemişlerdir. Onlardan aldıklarını insanlara söyleyip hayret ve ilgi uyandırmaktaydılar.
Hz. İsa dönemine kadar bu süregeldi. Peygamberliği kabul edenlerde oldu, etmeyip şeytanla birlikte olanlarda. Şeytanla olanlar ve Şeytanın cinnilerden olan çocukları sürekli Allah’ın dinine karşı savaş ettiler. İnsanlara görünüp kendilerine taptıranlar dahi oldu. Bunun gibi konular ta ki Rasulullah Efendimiz dönemine kadar oldu. Hatta bunlar Mekke müşrikleriyle ittifak olup Efendimizin (S.A.V.) canına kastı bile planladılar. Tabii Allah-u Teâlâ onların oyunlarını bozdu.
Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) zamanında cinlerin gökyüzüne çıkmaları yasaklandı. Çıkanlar ise kızgın bir ateş topu ile cezalandırıldı. (Yıldız kayması dediğimiz bazı hadiseler bunlardır). Ayrıca hepsi insanlardan uzak dağlar, tepeler, dere yatakları, İnler vs.vs. yerlere sürüldü ve Rasulullah Efendimiz (S.A.V.) Cin mescidi’nde (ismi sonradan böyle konmuştur) Cinleri çağırarak onlara Kur’an okudu. Onlardan kimileri iman etti ve biat ettiler. Bunların hala biri hariç (EBA YUSUF) yaşamakta ve kendi aleminde en şerefli olanlarıdır. Etmeyenler ya başka dinlerde ısrar edip dönmedi ya da Şeytana tabi oldu.
Cinler 7 kat sufli 7 ulvi alemde ayrılmışlardır. Ulvi alemde olanlar Allah-u Teala’nın izni ile bazı Ayet ve Esma’lara müvekkil Hüddam (hizmetçi) olmuşlardır. Kendi aleminde en önde olan yetkili zatlardır. Kendi silsile ve yönetimleri vardır. Sultanlarından bazıları (Meytatarun, Ahmer, Meymun, Taykel, Kendiyas…) gibi isimleri vardır ve taifelerinin en önündedir. Görev ve vazifeleri vardır. Bunlara Ardi Melaike denir. Yani Meleklerin hemen arkasında dururlar.
Sufli Alemde olanlar ise Ervah-ı Kabise dediğimiz sufli cin ki bunlar hep sufli işlerle vazifelidir. İnsanlara vesvese veren, musallat olan, korkutan, büyü vs. yapanlanlar bunlardır. Bunlarında kendi içlerinde silsile ve sırası vardır. En başları şeytan-ı Laindir. Ona tabii işlerde görev almışlardır. Bunlar pis yerlerde yaşarlar. Bir çokları deniz kenarlarına sürülmüştür. Issız pis yerleri, kilise bozması olan yerleri, gayrimüslim olan mekanları mesken edinmişlerdir.
Medyum Umut CİNLER NASIL MUSALLAT OLUR
Bilinmelidir ki; Cin’lerin mü’min olanları insanlardan pek uzak durup, onlara karışmaları kesinlikle yasaktır. Ancak bazı haller müstesna. Kişinin kemik ile taharetlenmesi (bu konuda hadis; Kemik ile istinca yapmayınız. Onlar mü’min cinlerden olan kardeşlerinizin rızk’larıdırlar) Ekmek kırıkları üzerine yatmak, bununla helaya gitmek gibi bazı hallerde insanlara ilişir ve korkuturlar. Ki sebebi mü’min olmalarındandır. Aksine mü’mine asla zarar vermezler.
Bazı tesbih veya duaların birer “HADİMİ “ yani “hizmetlisi – görevlisi” vardır. Eğer bir kişi oturup, o kelimeyi veya duayı adedince okur, sonra da karşısına dikilen cinden, o an için korkmadan bir şey isteyebilirse, o şey derhal olur. O Cin’in kendi emrine girmesini isterse, o CİN artık onun hizmetkârı durumuna girer. Sufli olanlarda da böyledir. Mü’min insandan uzak dururlar. Zira mü’min her an Rabbi iledir. Onu zikreder O’na Kulluk eder. Ancak maneviyatı zayıf olanlar müstesna.
İşte bu tip insanlara sürekli sokulup vesvese verir, her zaman açıklarını arar. Bu açıklar ki pis yerlere mecbur kalıp gittiğimizde Besmele okumadan, Allah’a sığınmadan gitmek, cünüp gezmek, çalgı düğün gibi işlerle uğraşmak, hamamlarda edepsiz bulunmak,evinde çıplak dolaşmak gibi durumlardır. Buna benzer durumlarda hemen o kişiye sokulup ona musallat olmayı denerler.

yazarYazar: MedyumUmut | tarihTarih: 14 Kasım 2017 / 13:33

BÜYÜNÜN ETKİLERİ NELERDİR
Büyünün EtkileriBüyünün etkileri açıklanırken kullanılacak en doğru ifade, büyünün insan iradesine hükmetme özelliğinden dolayı tüm dengeleri değiştirme yeteneğine sahip olduğudur. Kişinin dünyevi kararlarını değiştirme amacıyla yapılan büyüler olduğu gibi, sadece bireysel özellikleri engellemek amacıyla da büyü yapılır. Elbette büyü bu dengeleri değiştirken beyin fonksiyonlarındaki karar mekanizmasına etki eder ve karar alma noktasında ani müdahalelerde bulunur.
Buradaki en önemli detay, büyünün nasıl bu değişimi gerçekleştirdiğidir. Büyü elle tutulan, gözle görülen maddesel bir yapıya sahip değildir. İnsanların buldukları her muskayı, bir şeye sarılmış ipi, kemiği vb. şeyleri gördüklerinde zannettikleri şey büyünün kendisi değildir. Bunlar büyünün yapılışında kullanılan malzemedir.
Büyünün etki etmesini sağlayan mikrodalga enerjidir. Mikrodalga enerji, büyünün açıklanması için yetersiz bir ifadedir ancak, insanların daha kolay kavrayabilmesi adına kullanılabilecek en uygun kavram olarak seçilmiştir. Çünkü, mikrodalga enerjinin insan beynini yönlendirebilme noktasındaki bilinmeyenlere hakim değiliz. Bu bilinmeyen Allah‘ın ilminde gizlidir. Bugün sahip olduğumuz akılla izah etmekte zorlandığımız büyüye inanmak ve varlığını inkar etmemek mecburiyetindeyiz.
Büyünün etkisi, yapılışındaki amaca göre değişiklik gösterir. Bir kişinin, ailesiyle olan dengelerini bozmak amacıyla yapılan bir büyüde kişinin kendi ve eşine ait yıldızları üzerinden çalışmalar yapılır. Burada yıldızlardan anlaşılması gereken gezegen değil, kişinin manyetik çekim alanlarıdır. Her insanın yaratılışında kodlanan, manyetik çekim alanları vardır ve bu alanlara müdahale edilirse dengeler ve uyumun değişmesi mümkündür. Bu etkiyle, sağlığına, ahlakî değerlerine, karşı cinsle olan ilişkilerine, kişinin toplumsal algılanmasına kadar bir çok noktada değişim sağlamak mümkün olabilir. Son derece özel bilgileri içeren bu konunun detaylarına ancak ilmi bilgilere ve kişisel yeterliliğe sahip olan olanlar bilebilir.
Medyum Umut
Büyü, beyin üzerinden değişim ve etkileme sağlarken elbette vücudun merkezi olması nedeniyle beraberinde fiziki sorunlarında ortaya çıkmasını sağlar. Zira büyü cinlerle yapılan bir etkilemedir. Nazarda ise cinlerden bahsedilemez. Zaten nazar – büyü arasındaki belirgin fark da bu şekilde açıklanabilir. Bu cinlerin beyindeki kontrol noktalarına müdahalesi sonrası ortaya çıkan fiziki sorunlar bedeni ve beyni ciddi anlamda tahrip eder. Bu tahribat bir çok şekilde kendini gösterir. Büyü olan kişideki yorgunluk ve halsizliğin ana nedeni budur.
Vücut dinlenmek için uyku ihtiyacı duyar ama bu mikrodalga enerji kişi uyurken kendine daha serbest bir alan bulur ve kişide uyku halindeki anlamsız rüyalara, sıçramalara ve ani korkulara sebep olur. Aynı enerji, uyanıkken sürekli müdahalede bulunduğu için değişen dengelerden dolayı kişide bu kez baş ağrıları görülür. Yorulan beyin gergindir ve çabuk sinirlenerek ani tepkilerde bulunur. Sonuç olarak büyü, insan beyninde sıradışı değişimler sağlayarak etki eder.

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234